<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı &#8211; TEAMDER</title>
	<atom:link href="https://teamder.demoproje.com.tr/category/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://teamder.demoproje.com.tr</link>
	<description>Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2020 13:08:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.3.5</generator>

<image>
	<url>https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/favicon.png</url>
	<title>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı &#8211; TEAMDER</title>
	<link>https://teamder.demoproje.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KORONOOO KALP DAMAR</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/koronooo-kalp-damar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 08:47:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2680</guid>

					<description><![CDATA[Hastalık enfekte kişilerden öksürük, hapşırık veya konuşma esnasında damlacıkların hava yoluyla yayılmasına bağlı olarak bulaşmaktadır. Ayrıca enfekte yüzeylere dokulduktan sonra mukozalara temas ettikten sonra da bulaşabilmektedir. Virüsün vücuda girdikten sonra 3-7 gün sonra ateş, öksürük, yorgunluk, kas ağrısı, baş ağrısı, karın ağrısı, diyare ve solunum sıkıntısı ortaya çıkmaktadır. İnfeksiyona yakalanan hastalarda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalık enfekte kişilerden öksürük, hapşırık veya konuşma esnasında damlacıkların hava yoluyla yayılmasına bağlı olarak bulaşmaktadır. Ayrıca enfekte yüzeylere dokulduktan sonra mukozalara temas ettikten sonra da bulaşabilmektedir. Virüsün vücuda girdikten sonra 3-7 gün sonra ateş, öksürük, yorgunluk, kas ağrısı, baş ağrısı, karın ağrısı, diyare ve solunum sıkıntısı ortaya çıkmaktadır. İnfeksiyona yakalanan hastalarda tomografide yaygın ilfiltrasyon alanları ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, hastada daha önceden var olan diğer solunum yolu hastalıkları veya enfeksiyonu, kalp damar hastalıklarının bulunması hastalığa yakalanma ve hayati komplikasyonların gelişimi açısından önemli risk faktörlerini teşkil eder.</p>
<p><img decoding="async" fetchpriority="high" class="alignnone  wp-image-2681" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/b.jpg" alt="" width="388" height="256" /></p>
<p>COVİD-19 ve altta yatan kalp damar hastalığı karşılıklı olarak birbirlerinin şiddetini artırırlar. Her iki hastalığa bağlı komplikasyonlar alevlenebilir.</p>
<p>Bu enfeksiyon, kalp ve akciğerlerde yüksek oranda eksprese edilen membranlara bağlı bir aminopeptidaz olan anjiyotensin dönüştürücü enzim 2’ye (ACE2) bağlanarak hücrelere girerler.</p>
<p>Başta akciğer tip 2 alveol hücreleri başta olmak üzere, miyokart, böbrek tproksimal tübül, özofagus, ileum epitel hücreleri, mesane üretelyal hücrelerinde ACE2 bulunduğu gösterilmiştir. Bu durum akciğer dışında diğer organlarda da bozukluk ortaya çıkma mekanizmasını .açıklamaktadır.</p>
<p>ACE2, normal sağlıkta ve çeşitli hastalık durumlarında kalpdamar sisteminin nöro-humoral regülasyonunda önemli rol oynar. SARS-CoV-2’nin ACE2’ye bağlanması, ACE2 sinyal yollarının değişmesine ve akut kalp ve akciğer hasarına yol açabilir. Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan, ACE inhibitörü ve ACE reseptör blokerleri ACE düzeyini artırırlar. Bu durumda teorik olarak akciğerlere COVİD enfeksiyonunun daha fazla tutunmasını ve akciğer hasarını artabileceğini düşündürür.</p>
<p>COVID-19’un aritmiyi artırdığı gözlenmiştir. Bunun da bu virüsün renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi ile etkileşimi sonucu gelişen hipokalemi (Potasyum düşüklüğü) sonucu geliştiği düşünülmektedir. Hipokalemi, çeşitli taşiaritmilere karşı duyarlılığı artırır. Ayrıca, önceden aritmisi bulunan hastalarda şiddetini artırırlar. Mevcut çalışmalarda bu hastaların % 16’sında aritmi geliştiği gösterilmiştir. Yoğun bakımda takip edilen hastalarda ise bu oran %40 düzeylerine kadar çıkabilmektedir.</p>
<p>Çeşitli kardiyovasküler risk faktörleri de bu hastaların proğnozunu olumsuz yönde etkilemektedir. Çin’den yayınlanan COVID-19’lu 1527 hastayı içeren altı çalışmanın meta-analizinde sırasıyla diyabet, kardiyo-serebrovasküler hastalık ve hipertansiyonun %9,7, %16,4 ve %17,1 oranında görüldüğü bildirmiştir. Burda kardiyovasküler risk faktörlerinin hastalığa yakalanmasından ziyade yakalanan hastalarda ciddiyeti üzerinde etkili olabilmektedir. Daha da önemlisi, diyabet, kardiyo-serebrovasküler hastalık ve hipertansiyon varlığı, ciddi hastalık gelişimi veya yoğun bakım gereksinim ihtiyacını 2-3 kat artırmaktadır. Ciddi akciğer tutulumuna bağlı akut solunum sıkıntısı sendromu gelişen hastaların %27’inde hipertansiyon, %19’unda diyabet, %6’sında kardiyovasküler hastalık saptanmıştır. Bu hastalarda hipertansiyonun yüksekliğinin nedeni olarak yaşlı hasta popülasyonunda hipertansiyonun sık oluşu ve bu kişilerin enfeksiyona karşı daha savunmasız oldukları ile açıklanmaktadır.</p>
<p>Genel olarak COVID-19 olgularında ölüm oranı %2,3 iken hipertansiyon, diyabet ve CVD hastalarında anlamlı olarak daha yüksek olup sırasıyla %6, %7,3 ve %10,5dır.</p>
<p>Kalp damar hastalıklarının görülme sıklığı ve klinik sonuçlar üzerindeki etkileri, farklı coğrafi bölgelerde önemli ölçüde değişiklik göstermektedir.</p>
<p>COVID-19 enfeksiyonuna bağlı olarak akciğerlerde olduğu gibi kalpte de hasara yol açtığı gösterilmiştir. Çalışmalarda, şiddetli / kritik COVID-19 hastalarında dolaşımda yüksek oranda proinflamatuar sitokinler olduğunu gösterilmiştir. Buna bağlı olarak ciddi sistemik inflamasyon ve çoklu organ yetmezliği gelişebilir. Bu inflamatuvar sürece bağlı koroner arterlerde plak rüptürü ve tromboz riski, yani kalp krizi riski artabileceği düşünülmektedir. Daha çok solunum sistemini tutarak kan oksijen seviyesindeki ciddi düşüslere bağlı kalp kasında hasara yol açabilmektedir.</p>
<p>Bu mekanizmalar bağlı olarak hastalarda miyokardiyal hasarı gösteren troponin düzeylerinde önemli artışlar olduğu gösterilmiştir. Pozitif vakaların kabaca %8-12’sinde belirgin troponin I yükselmesi geliştiği bilinmektedir. Yoğun bakıma kabul edilen hastalarda bu oran %17 çıkmaktadır. Hastalığı hafif geçiren grupta ise bu oran %1-2 olarak izlenmektdir. Bu enzim düzeylerindeki artışa ragmen hastalarda EKG değişikliği saptanmamıştır. Çalışmalarda ölen hastaların %52’de, taburcu olanların ise %12’sinde kalp yetmezliği geliştiği görülmüştür.</p>
<p>COVID-19 enfeksiyonu ile ACE inhibitörlerinin (ACEi) ve anjiyotensin reseptör blokerlerinin (ARB) güvenliği ile ilgili bir endişe vardır. Bu ajanlar, kardiyomiyositler de dahil olmak üzere çeşitli dokularda ACE2 ekspresyonunu düzenler. SARS-CoV-2, insan hücrelerine girmek için ACE2’ye bağlandığından, zaten ACEi / ARB ile hipertansiyon tedavisi gören hastalarda COVID-19 gelişimi veya hastalığın şiddetini artabileceği düşünülmektedir. Ancak, bugüne kadar, bu endişeleri destekleyen hiçbir deneysel veya klinik veri ortaya çıkmamıştır.</p>
<p>Sonuç olarak, yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ACE inhibitörü veya reseptör blokörleri ajanlar ile covid-19 enfeksiyon ajanı da aynı reseptörleri kullanarak etkileşime geçmektedir. Teorik olarak bu tansiyon ilaçlarının kullanımı ile covid-19’un daha ciddi seyredebileceği öngörülmektedir. Bu koşullar altında bu tansiyon ilaçlarının başka grup ilaçlara dönüştürülmesi veya bu kişilerin korunma yöntemlerine çok dikkat etmeleri tavsiye olunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koroner Bypass Ameliyatlarının Sırrı</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/koroner-bypass-ameliyatlarinin-sirri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2198</guid>

					<description><![CDATA[Kalp adalesini besleyen koroner damarlarımızın hastalıkları toplumda oldukça yaygın olarak görülmekte olup,  toplumun ortalama %4-5’ini ilgilendirmektedir. Hastalığın görülme sıklığı yaş, sigara, tansiyon, genetik faktörler, kilo, stres, cinsiyet, şeker hastalığı gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Hastalık kendisini eforla gelen göğüs ağrısıyla veya ilk olarak kalp krizi ile göstermektedir. Hastalığın kesin tanısı koroner [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp adalesini besleyen koroner damarlarımızın hastalıkları toplumda oldukça yaygın olarak görülmekte olup,  toplumun ortalama %4-5’ini ilgilendirmektedir. Hastalığın görülme sıklığı yaş, sigara, tansiyon, genetik faktörler, kilo, stres, cinsiyet, şeker hastalığı gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Hastalık kendisini eforla gelen göğüs ağrısıyla veya ilk olarak kalp krizi ile göstermektedir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-2652" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/01-1-e1488199803359-300x127-1.jpg" alt="" width="515" height="218" /></p>
<p>Hastalığın kesin tanısı koroner anjiografi ile konulmakta olup, 3 damar hastalığı, sol ana koroner damar hastalığı gibi durumlarda cerrahi tedavi  önerilmektedir. Koroner Bypass Cerrahisi kanı dar olan bölgenin ilerisine  kanı ulaştırmak için yapılan köprüleme ameliyatlarıdır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-2653" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/02-300x225-1.jpg" alt="" width="419" height="314" /></p>
<p>Ameliyat sonrası ameliyatın kaderini belirleyen pek çok faktör bulunmaktadır. Buna bağlı olarak ameliyattan sonra 1 günden 30-40 yıla kadar geniş bir yelpazede yaşama oranlarına sahip olurlar. Bu sürenin belirlenmesinde pek çok faktör söz konusudur. Bunların başında;</p>
<p><strong>Ameliyat öncesi:</strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-2654" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/03-1-300x225-1.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<ol>
<li>Hastanın ameliyat öncesi kalp krizi geçirmesi ve kalp performansının bozuk olması</li>
<li>Kalp adalesinde bozulmaya bağlı kalp kapakçığında kaçak olması</li>
<li>Hastanın koroner damar yatağında yaygın hastalığın  olması,</li>
<li>Diyabet</li>
<li>Kadın cinsiyet</li>
<li>Akciğer problemi olması (KOAH) olması</li>
</ol>
<p><strong>Ameliyat esnasında:  </strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-2657" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/04-1-300x225-1.jpg" alt="" width="418" height="314" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-2656" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/05-300x225-1.jpg" alt="" width="411" height="308" /></p>
<ol>
<li>Kullanılan damarların cinsi: atar damar veya toplardamar tercihine göre oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Genel olarak 10 yıl açık kalma oranı göğüsten çıkartılan atardamarda %90 iken, bacaktan çıkartılan toplardamarda %35-40 civarındadır. Bu iki damarın arasında koldan çıkartılan atardamar gelmektedir.</li>
<li>Kullanılacak olan damarın çıkartılması esnasında uygulanan travmalara bağlı ömründe kısalmalar olabilmektedir.</li>
<li>Koroner bypass esnasında çıkartılan damarların dikilmesi esnasında cerrahi tekniğin yetersiz oluşu</li>
<li>Bypass esnasında kullanılan damar boyunun kısa veya uzun olmasına bağlı damarın açık kalma oranı azalır.</li>
</ol>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-2658" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/06-300x225-1.jpg" alt="" width="419" height="314" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-2659" src="https://teamder.demoproje.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/07-300x225-1.jpg" alt="" width="419" height="314" /></p>
<p><strong>Ameliyat sonrası;</strong></p>
<ol>
<li>Beslenme alışkanlığının kötü olarak devam ettirilmesi</li>
<li>Diyabetik hastalarda şeker kontrolünün düzensiz olması</li>
<li>Yüksek tansiyonun kontrol altına alınmaması</li>
<li>Hareketsiz yaşam tarzının sürdürülmesi</li>
<li>Sigara kullanımına bağlı olarak damarların açık kalma oranı azalmaktadır.</li>
<li>İlaçların düzenli olarak kullanılmaması</li>
</ol>
<p>Sonuç olarak, koroner bypass ameliyatlarının kaderini belirleyen pek çok faktör  bulunmaktadır. Bu  risk faktörlerinin sayısında artışla orantılı olarak damarların açık kalma oranlarında ve yaşam süresinde   azalmalar görülmektedir.  Yine de ameliyat sonrası uzun dönem takipte hastaların, beslenmelerine, tansiyon ve şeker kontrolüne dikkat etmeleri, sigara içmemeleri, spor yapmaları mutlak olarak damarların açık kalma oranını ve yaşam süresini uzatacaktır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bindik Bir Alamete…</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/bindik-bir-alamete/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2196</guid>

					<description><![CDATA[Uzun yolculuklara çıkanların sağ salim geri dönülmesi için arkasından   su dökülür, dualar yapılır, helalleşilir ve eller sallanarak uğurlanır. Bütün bunlar, kaza ve belaların uzak durması, sağ salim geri dönülmesi için bir görev gibi yapılır. Ancak bu güzel dileklerin anlam kazanabilmesi için kişilerin seyahat esnasında gelişebilecek problemler hakkında yeterli bilgiye sahip olması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yolculuklara çıkanların sağ salim geri dönülmesi için arkasından   su dökülür, dualar yapılır, helalleşilir ve eller sallanarak uğurlanır. Bütün bunlar, kaza ve belaların uzak durması, sağ salim geri dönülmesi için bir görev gibi yapılır. Ancak bu güzel dileklerin anlam kazanabilmesi için kişilerin seyahat esnasında gelişebilecek problemler hakkında yeterli bilgiye sahip olması ve gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir.</p>
<p>Başta uçak olmak üzere yaklaşık 8-10 saat gibi uzun süreli    yolculuklarda hareketsizliğin neden olduğu sağlık problemleri gelişebilmektedir. Bu problemlerin başında bacak toplardamar tıkanıklığı ve bunun neticesi gelişen akciğere pıhtı atılması gelmektedir. Bu problemler ilk olarak, Amerika’ya yapılan uçak yolculuklarını takiben geliştiği saptanmıştır.  Uzun süren uçak seyahati sonrası konaklamadan bir süre sonra ani ölümler gelişmiştir.  Bu kişilere yapılan otopsilerde bacak toplardamarlarından akciğerlere pıhtı attığı saptanmıştır. Uzun uçak yolculukları sonrası çok sık  görülen bu tablo <strong><em>‘ekonomik sınıf sendromu’</em></strong> olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Bacak toplardamarında kanı kalbe götüren en önemli mekanizma bacak hareketleri olup, hareketsiz oturur pozisyonda uzun süre kalmak toplardamar içerisinde kanın pıhtılaşmasına neden olacaktır. Toplardamar tıkanmalarını takiben bacak aniden şişer, kızarır ve şiddetli ağrı gelişir. Bazen de hiçbir bulgu vermeden akciğerlere pıhtı atarak, ciddi solunum problemi veya ani ölümle kendisini gösterebilir.</p>
<p>Toplardamar tıkanıklıklarının gelişmesini önleyici tedbirlerin alınması hayati öneme sahiptir.  Bunun için, beli sıkan kıyafetten uzak durulmalı, oturduğu yerde bacak ve bilek hareketleri yapılmalı, sıklıkla ayağa kalkıp bir miktar yürümeli ve seyahat boyunca bol miktarda sıvı tüketmelidir.  Eğer seyahat eden kimse daha önceden toplardamar tıkanıklığı geçirmişse, varisleri varsa, genetik pıhtılaşma bozukluğu saptanmışsa, doğum kontrol ilacı kullanıyorsa veya kanser tedavisi görmekteyse yüksek riskli  olarak kabul edilir. Bu kişiler seyahat boyunca varis çorabı giymelidir. Hatta yüksek riskli bu hastaların kan sulandırıcı iğne kullanılması bu riski oldukça azaltacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak, uzun süreli uçak yolculuklarında hareketsizliğe bağlı gelişebilecek ‘<strong>ekonomik sınıf sendromu’</strong> ile karşılaşıp ucuza gidilmemesi için basit uygulama ve tedbirleri alması  hayati öneme sahiptir.  Bindik bir alamete… sonumuz hayrola..</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Gün Robotlar…</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/bir-gun-robotlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2194</guid>

					<description><![CDATA[Robotlar önceden proğramlanmış görevleri yerine getiren cihazlardır. Bunlar doğrudan bir operatörün kontrolünde veya bir bilgisayar proğramının kontrolü altında da çalışabilmektedir. Uzun yıllar otomotiv sektöründe montaj için kullanılırken, ilerleyen yıllarda evlerde yardımcı elaman olarak kullanılmaya başlandı. Ancak tıpta kullanılmaları ise NASA (Amerikan Hava ve Uzay Dairesi) tarafından uzaktan cerrahi tedavileri gerçekletirilmesi amacıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Robotlar önceden proğramlanmış görevleri yerine getiren cihazlardır. Bunlar doğrudan bir operatörün kontrolünde veya bir bilgisayar proğramının kontrolü altında da çalışabilmektedir. Uzun yıllar otomotiv sektöründe montaj için kullanılırken, ilerleyen yıllarda evlerde yardımcı elaman olarak kullanılmaya başlandı.</p>
<p>Ancak tıpta kullanılmaları ise NASA (Amerikan Hava ve Uzay Dairesi) tarafından uzaktan cerrahi tedavileri gerçekletirilmesi amacıyla tasarlanmıştı. Mühendis ve doktorların girişimleri ile ilk robotlar 1980’li yılların başında geliştirildi ve kısa sürede tıbta kullanıma sokuldu. Robotik cerrahi ile uzaktan operasyonun yanısıra, küçük kesilerden büyük ameliyatları yapmak da amaçlanmıştır. İlk olarak robotik cerrahi ile 1985’de beyin biyopsisi ve artroskopik cerrahi prosedürler, 1988’de prostat cerrahisi, 1992’de kalça protezi operasyonu gerçekleştirildi. İlk ticari robotlar ’computer motion’ ismi altında üretilmeye başlandı. En son geliştirilen ve tıbbın çok çeşitli uzmanlık dalları tarafından kullanılan robot Da Vinci’dir. Da Vinci robotik systemde, robot kolları ameliyat sahasından alınan 16 büyütmeli ve üç boyutlu kamera görüntüsü eşliğinde, konsoldaki cerrah tarafından kumanda edilmektedir. Günümüzde robot, kalp cerrahisinde, genel cerrahide, ürolojide, kadın doğumda kullanılmaktadır.</p>
<p>Yaklaşık 1cm’lik 4 kesiden robot kolları karın veya göğüs boşluğuna gönderilerek, daha önceden 15-20cm’den yapılan ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. Yani minik kesilerden büyük ameliyatlar yapılmaktadır.<br />
Robotik cerrahi ile ilgili yaygın algı, robotun ameliyatı kendisinin yaptığı algısıdır. Robotik sistem yalnızca cerrahın parmak hareketlerini robot kollarına taşımaktadır. Robotların kendilerine yüklenen proğramlar dahilinde kendi başlarına ameliyatı yapabilmeleri belki 50-100 yıl sonra mümkün olabilecektir.<br />
Robotların ilk çıkış felsefesi uzaktan kumanda edilerek ameliyatların gerçekleştirilmesiydi. Yakın gelecekte, mesala Amerikadaki bir cerrahın robot konsolunu kullanarak Türkiyede ki bir hastayı ameliyat etmesi planlanmaktadır. Bizim yaptığımız robotik cerrahide bizim konsolla ameliyat masası 3-5 metre uzaklıkta ve kablo bağlantılıdır. Çok yakın gelecekte robotlar bu kablolardan ve kollardan kurtulacak, çok uzaklardan ve tek girişten bu operasyonlar gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Hayalimizdeki robotlar ise ameliyatı kendileri yapacaklar, sorun çıkarsa haber vereceklerdir. Işlem sonrası, dinlenme salonuna gelip cerraha; patron işlem tamam, var mı başka yapılacak iş, çok oturmaktan her tarafın tutuluyordur, masaj falan da yapayım mı? diyecek, çalışkan ve efendi robotlar…..</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan GÖLBAŞI</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaybedecekler Kulübü</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/kaybedecekler-kulubu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:08:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2192</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal hayatımızda çok sayıda cemiyetler veya kulüpler bulunmaktadır. Kişilere ve topluma farklı katkılar sağlayan bu cemiyetlere herkes kabul edilmez. Kişilerin öz geçmişleri ve çeşitli değerlendirme soruları gündeme gelir. Kaybedecekler kulübünde ise tek ve en kritik soru; sigara içiyormusunuz? Veya siz beklenen ömrünüzden 15 yıl önce hayata ve sizi sevenlere veda etmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal hayatımızda çok sayıda cemiyetler veya kulüpler bulunmaktadır. Kişilere ve topluma farklı katkılar sağlayan bu cemiyetlere herkes kabul edilmez. Kişilerin öz geçmişleri ve çeşitli değerlendirme soruları gündeme gelir. Kaybedecekler kulübünde ise tek ve en kritik soru; sigara içiyormusunuz? Veya siz beklenen ömrünüzden 15 yıl önce hayata ve sizi sevenlere veda etmek istiyormusunuz? Yanıtınız EVET ise doğru adrestesiniz, üyeliğiniz kabul edilecektir. Bu nasıl gerçekleşecek diyorsanız, çok basit. SİGARA içmiyorsanız düzenli olarak içeceksiniz, içiyorsanız sorun yok tam aranan üyesiniz. Kaybetmeye hazır olun.</p>
<p>Kulüp üyelerinin geçmişleri ve sahip oldukları özellikler de önemlidir. Buna göre kişiler çeşitli kademelerde görev alırlar. Mesela, sigaraya ilave olarak şeker hastalığı da varsa bu kişilerin bu cemiyetin yönetim kurulunda yeri hazırdır. Bunların yanısıra tansiyonu da varsa kesin başkan yardımcısı olur. Hele bir de aileden gelen asil bir genetik yatkınlığı varsa başkan olması an meselesidir. Eğer adayımız birde bayan ise bu basamakları ikişer ikişer atlar ve 15 yıl faso fiso kalır.</p>
<p>Bu kulübün en önemli sosyal faliyeti ise üyelerine her yerde sigara içerterek dumanlarından çevrelerindeki diğer insanların da nasiplenmelerini sağlamaktır. Çünkü sigara dumanı da içmeyen kişilerde içmiş gibi benzer etki göstermekte ve onların da ömründen de kayba neden olmaktadır.</p>
<p>Bazen kişiler üye oldukları kulüplere uygun olmadıklarını düşünürler ve ayrılmak isterler. Bu kulüp için kolay olmaz. Sıklıkla ayrılırken bir miktar ömür ve bir miktarda uzuv bırakarak ayrılabilmekteler. Çoğu zaman da ayrılanların bir kısmı yeniden üye olmaktadırlar.</p>
<p>Biz hekimlerin amacı ise bireylerin böylesi kulüplerden uzak durmalarını sağlamaktır. Çünkü bilimsel veriler net olarak sigaranın insan ömrünü ortalama 15 yıl kısalttığını göstermiştir. Birlikte tansiyon ve şeker gibi hastalıklar da varsa, söz konusu süre daha da artabilmektedir. Ayrıca sigara ile birlikte şeker, tansiyon gibi ek hastalığı bulunanlarda ani ölümler ve çeşitli komplikasyonlar artış göstermektedir. Örneğin, sigara içmeyen şeker hastasına göre, sigara içen şeker hastasında uzuv kaybı 30 misli daha fazla olmaktadır. Ayrıca bu hastalarda ani ölüm riski ise 3-4 misli artmaktadır.</p>
<p>Bu bilimsel verilerden yola çıkarak, lütfen kendi sağlığınız, sevenleriniz ve ülkemizin geleceği için bu klübe üye olmayınız. Eğer üye iseniz lütfen çok geç olmadan, en kısa sürede çıkmak için ne gerekiyorsa yapınız. Eğer bu yazımızla bir kişinin dahi olsa bu cemiyetten kaydını sildirebilirsek ne mutlu bize. Tozsuz, dumansız, sevdiklerinizle mutlu ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz Senfoni</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/sessiz-senfoni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:07:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2190</guid>

					<description><![CDATA[Sağlık ile ilgili yazılarımı siz değerli okurlarımızla paylaşacağım köşemde ilk olarak,  uzun yıllardır  tamiri ile uğraştığım bir şaheserden, kalbimizden  bahsetmek istiyorum. Göğüs kemiğinin arkasında ve  her iki akciğerin ortasında yer alan kalbimiz, etrafını saran kaygan çift katlı bir zar içerisinde bulunmaktadır. Büyüklüğü genel olarak kişinin yumruğu  kadar olup  ağırlığı  250-350 gr [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ile ilgili yazılarımı siz değerli okurlarımızla paylaşacağım köşemde ilk olarak,  uzun yıllardır  tamiri ile uğraştığım bir şaheserden, kalbimizden  bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Göğüs kemiğinin arkasında ve  her iki akciğerin ortasında yer alan kalbimiz, etrafını saran kaygan çift katlı bir zar içerisinde bulunmaktadır. Büyüklüğü genel olarak kişinin yumruğu  kadar olup  ağırlığı  250-350 gr arasında değişmektedir.</p>
<p>Kalbimiz yapısal olarak dört odacıklı olup, sağ kulakcık ve karıncık sağ kalbi,  sol kulakcık ve karıncıkta sol kalbi oluşturur.  Toplardamarların getirdiği kirli kan  sağ kulakçığa toplanır ve sağ karınçığa geçerek akciğer atardamarı ile akciğerlere gönderilir.  Akciğerlerde  oksijenlenmiş temiz kan ise sol kulakçığa toplanır ve sol karınçığa geçerek aort damarı ile tüm vücuda gönderilir.</p>
<p>Kulakçıklardan karınçıklara girişte ve karınçıklardan çıkışta  kapakçıklar bulunmaktadır. Bu kapakçıklar kanın ileri   gidişine izin verirken, geri kaçışına engel olmaktadırlar. Karınçıklara kan dolduktan sonra girişteki kapakçıklar kapanır ve çıkıştaki kapaklar açılır ve kan gönderilir.  Kapakçıkların yapısı ve kapanıp açılmalarını sağlayan elektriksel ve mekanik sistem muhteşemin ötesinde ileri mühendislik harikası olarak diyazn edilmiştir.</p>
<p>Kalbimizde pompalama görevi yapan kulakçık ve karınçık   adeleleri ömür boyu yorulmadan kasılırlar. Ancak  kasılmaları için motorlardaki ateşleme sistemi gibi mutlaka elektrik uyarı gerekmektedir. İlk elektriksel uyarı sağ kulakcıktaki ana merkezden kendiliğinden çıkmaktadır. Bu uyarı özel ileti yollarıyla kalbin kulakcık ve karıncıklarındaki bütün hücrelere kadar ulaşmaktadır. Böylece önce kulakcıklar   daha sonra karıncıklardaki milyonlarca kas hücreleri aynı anda kasılarak kalp atımını oluşturmaktadırlar. Bu atımları oluşturan kas hücrelerinde saniyenin binde bri gibi sürelerde çok karmaşık hücresel hadiseler gerçekleşmektedir. Kalbimizin ürettiği bu elektriksel aktivite vücut yüzeyine de yayıldığı için elektrokardiyogram cihazı ile kayıt edilir ve kalbimizle ilgili problemlerden haberdar oluruz.</p>
<p>Kalbimizde yer alan hücrelerin tamamı otomatik uyarı çıkarma yeteneğine sahip olduğu halde, sağ kulakçıktaki ana uyarı merkezi aktif olduğu tardirde uyarı çıkarmazlar. Eğer ana merkezden yeterli sayıda elektrik uyarı çıkaramazsa  hemen diğer alt merkezler bu görevi üstlenirler. Çünkü hiçbir zaman kalp atımları yani yaşamımız şansa bırakılmaz. Kısa süreli birkaç saniye atımın olmaması bayılmamıza, daha uzun süreli atımların olmaması ise hayati tehlikeye neden olur. Bu durum genellikle ciddi kalp hastalıklarına bağlı gelişir ve genellikle kalp pili takılmasını  gerektirir.</p>
<p>Ana merkez ihtiyaçla orantılı olarak dakikada 60-80 arasında uyarı çıkarmaktadır. Bu efor esnasında 150-200’e kadar ulaşabilmektedir. Bu muhteşem organımız anne karnındaki 6. haftadan itibaren çalışmaya başlamakta ve yorulmaksızın ölünceye kadar atmaktadır. Kalbimiz  bir günde 100.000, bir ömürde ise 2 milyar defa atmaktadır. Pompalanan kan miktarı ise bir günde 7-10 ton olup, ömür boyunca ortalama 200. 000 ton kan pompalanmaktadır. Bu miktar  yaşam tarzı ve süresine  bağlı olarak daha da artabilmektedir.</p>
<p>Kalbimizin en önemli özelliğinden birisi de  sesidir. Bu sesler ritmik olup, sanki iki notalı bir sessiz senfoni şeklindedir.  Çünkü, normalde duyulmayan, dinleme cihazı veya kulağımızı göğüs duvarına  dayadığımızda duyulan seslerdir. Bu sesler sayesinde kalp zarı, adelesi, kapakları ve elektriksel aktivitesi  hakkında fikir sahibi oluruz.  Aksi taktirde gelişen problemleri farkedemezdik.</p>
<p>Bir ömür boyu tonlarca kanı yorulmadan, hissettirmeden gönderen kalbimiz aşkın mabedi olarak da  bilinmektedir. Kalbimiz   aşkını da, ama gerçek aşkını  bu iki notalık  sessiz senfoniyi çalarak dile getirir. Her bestenin bir güftesi vardır ve bu aşk melodisinin güftesini ise ancak gönülden dinlersek duyabiliriz. İste o zaman kalbimizin yorulmadan bir ömür 2 milyar atımı nasıl gerçekleştirdiğini ve  gerçek aşkın gücünü anlarız…</p>
<p>Uzun yıllar yüreğinizdeki bu aşk mabedinde sessiz senfoninin susmaması dileğiyle…</p>
<p><strong>Prof.Dr. İlhan Gölbaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Köprüsü</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/hayat-koprusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 17:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2187</guid>

					<description><![CDATA[Köprüler var, azgın nehirler, geçilmesi güç vadiler üstünde, ahşaptan, çelikte, taştan. Bizim de, köprümüz var; içinden hayat akan, cana can katan, Yürekler üstünde, damardan… Kalp adelesinin beslenmesi için, aort damarından koroner damarlar aracılığı ile kan taşınmaktadır. Ancak, bu yolda ciddi darlık veya tıkanıklık geliştiği taktirde, kanın geçişini sağlamak için kalp üzerinde, damardan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Köprüler var, azgın nehirler, geçilmesi güç vadiler üstünde, ahşaptan, çelikte, taştan. Bizim de, köprümüz var; içinden hayat akan, cana can katan,</p>
<p><strong>Yürekler üstünde</strong>, damardan…</p>
<p>Kalp adelesinin beslenmesi için, aort damarından koroner damarlar aracılığı ile kan taşınmaktadır. Ancak, bu yolda ciddi darlık veya tıkanıklık geliştiği taktirde, kanın geçişini sağlamak için kalp üzerinde, <strong>damardan köprüler (bypass) veya tüneller (stent)</strong> inşa edilmektedir. Köprünün bir ayağı aort damarına ve diğer ayağı ise kalp üzerindeki koroner damarlar üzerine oturtulmaktadır.</p>
<p>Nehirlerin ve vadilerin üstüne inşa edilen köprülerin uzun ömürlü olması için olmazsa olmaz kuralları vardı. Genel olarak, bunlar: ayakların oturduğu zemin, kullanılan malzeme, mimar ve mimari teknik gibi kurallar olup, <strong>bunlar bizim köprülerde de karşılık bulmaktadır.</strong></p>
<p>Bizim köprünün yapımında ise kullanılan damarın cinsi, yapısı, cerrahın yeteneği, çıkartılma ve takılma esnasında kullanılan teknikler büyük öneme sahiptir. Bütün bu faktörlere bağlı olarak, <strong>köprülerimizin ömürleri 30 saatten 30 yıla kadar değişiklik gösterebilmektedir.</strong></p>
<p>Köprü yapımında göğüsten, koldan ve bacaktan çıkartılan damarlar kullanılmaktadır. En uzun ömürlü olan göğüsten çıkartılan olup, ikinci sırada koldan çıkarılan, üçüncü sırada ise bacaktan çıkartılan damar gelmektedir. Bundan dolayı, göğüsten çıkarılan damarın takılması gereken yerde bacaktan çıkartılan kullanıldığında veya çıkarılması esnasında gerekli özen gösterilmediği taktirde köprünün ömrü kısa olacaktır.</p>
<p>Bizim köprünün ömrünü belirleyen diğer faktörler ise köprünün bacaklarını yerleştirildiği zemin kalitesi ve yerleştirirken uygulanan cerrahi tekniktir. Bazen köprünün kalp üzerindeki bacağın yerleştirileceği zemin ileri derecede bozuk olabilmekte ve buna bağlı ömrü kısalmaktadır. Bazen de kalp üzerindeki bacakta gerekli özen gösterilmeden konulan tek bir dikiş, köprü altına konulmuş <strong>saatli bomba etkisi</strong> yaratarak bir hayatı havaya uçurabilmektedir. Ayrıca köprünün boyunun gerekenden uzun ve kısa inşa edilmesi de ömrünü kısaltacaktır.</p>
<p>Kalp üzerinde başarılı olarak inşa ettiğimiz köprülerin uzun süre ayakta kalabilmeleri için yine uyulması gereken kurallar söz konusudur. Bunların başında; köprü üzerinde ve bacakların oturduğu zemininde kırılganlığı artıran sigara kullanımı, stres ve kötü beslenmeden uzak durulması gelmektedir. Ayrıca, hipertansiyon varsa mutlaka çok iyi tedavi edilmelidir. Çünkü, taş köprüler üzerinden geçen <strong>yüksek tonajlı tırların etkisine benzer etki göstererek</strong>, kırılganlığı artmış zeminde derin çatlaklara neden olmaktadır. Bu bozuk bölgede oluşan pıhtı sonucu, köprü üzerinde ani tıkanıklık gelişmekte ve yoldaki derin çukurlara düşmüş araçlar misali, bazen hayatlar buralara çakılı kalmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak, öncelikli amacımız, bu hayat köprülerine ihtiyaç duyulmaması olmalıdır. Ancak, köprü sahibi olmuşsak, bakımına gerekli özen göstermeliyiz ki, yeni köprü ve tünellere ihtiyaç duymayalım.</p>
<p><strong>Köprülerimizin, tıpkı Mimar Sinan’ın eserleri gibi yıllara meydan okuması ve içerisinden uzun yıllar hayat akması dileğiyle…</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Gölbaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacı Murat Pistlerde</title>
		<link>https://teamder.demoproje.com.tr/yazarlar/prof-dr-ilhan-golbasi/haci-murat-pistlerde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 16:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Gölbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://teamder.demoproje.com.tr/?p=2171</guid>

					<description><![CDATA[Düzenli spor veya egsersiz yapmak sağlıklı yaşamın en temel unsurudur. Batı toplumlarında spor günlük yaşamın vazgeçilmezi olup yemek, içmek gibi doğal bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu toplumlarda spor çocukluk çağından başlayarak hayatın bütün evrelerinde yeralmaktadır. Bizde ise halkımızın önemli kesiminin spor hayatı çocukluk çağında, sokak aralarında veya okullarda oynanan oyunlarla sınırlı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli spor veya egsersiz yapmak sağlıklı yaşamın en temel unsurudur.<br />
Batı toplumlarında spor günlük yaşamın vazgeçilmezi olup yemek, içmek gibi doğal bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu toplumlarda spor çocukluk çağından başlayarak hayatın bütün evrelerinde yeralmaktadır. Bizde ise halkımızın önemli kesiminin spor hayatı çocukluk çağında, sokak aralarında veya okullarda oynanan oyunlarla sınırlı kalmaktadır.</p>
<p>Ülkemizde genel olarak spora başlama yaşı bireyin ekonomik ve sosyal olarak rahatlamaya başladığı yaşlar olmakla birlikte, sağlık sorunlarının başladığı yaşlardır. Bu kişilerde maddi ve sosyal problemlerini çözer çözmez sağlıklarını kaybetme korkusu başlar ve çareyi hemen bir spor salonuna üye olmakta bulurlar. Genel olarak bu kimseler 40-45 yaş civarında sağlık sorunları başlayan veya başlama ihtimali olan bireylerdir. Hacı murat marka otomobilinde doğum tarihi 1971 olup, 45’li yaşlardadır. Bu araçla uzun bir seyahate çıkmayı düşünürsek, artık pek çok parçası eskimiş olduğu için yolda su kaynatacağı, tekerinin fırlayacağı, frenlerinin tutmayacağı gibi arızalar çıkaracağı aklımıza gelecektir. Hele yıllarca atıl olarak bahçemizin bir kenarında unutulmuşsa, daha bahçe kapısından çıkmadan arıza yapacaktır. Ancak, bazen uzun yollarda çok nadir olarak gördüğümüz hacı muratlar ise ilk günden itibaren yeterli bakımları yapılan ve sürekli kullanılan araçlardır.</p>
<p>Daha önce kaydadeğer hiç spor yapmamış 40-45 yaş üzerindeki bireyler spor salonlarında veya fitnes merkezlerinde alışık olmadıkları yoğun tempoda spor yapmaya başlarlar. Genellikle daha önce spor yapmayanlar sıklıkla daha önceden beslenmesine de dikkat etmeyen, düzenli sağlık kontrollerini yaptırmayan kişiler olup, bunları spor salonlarında önemli tehlikeler beklemektedir. Bunlar; kalp krizinden, ritim bozuklukları, beyin kanaması, aort damarı yırtılması ve ani ölümlere kadar değişmektedir.</p>
<p>Daha önceden düzenli spor yapmayan kimselerin çok hayati sağlık proplemlerine maruz kalmamaları için spor merkezlerine üyelik öncesi öncelikle kalp ve damar sağlığı yönünden tetkikleri yapılmalıdır. Bu tetkiklerde hastalık saptanması aşağıdaki risk faktörlerinden sahip oldukları ile orantılı olacaktır.</p>
<p>45 yaş üzerinde,<br />
Erkek,<br />
Sigara içen,<br />
Tansiyonu yüksek,<br />
Anne veya babasının genç yaşta kalp krizi geçirme öyküsünün olması,<br />
Şeker hastalığı,<br />
Yağlarının yüksek olması,<br />
Fazla kilolu olunması<br />
Daha önceden düzenli spor yapmayan kişiler oluşturmaktadır.</p>
<p>Bu özelliklerden 2 veya daha fazlasına sahip olan 40 yaş üzerindeki bireylerde spor salonlarında problem yaşama ihtimali yüksek olacaktır.</p>
<p>Yıllarca evimizin bahçesinde atıl olarak duran hacı muratı kullanmamızda çıkacak arızadan bir farkı olmayacaktır. Bundan dolayı özellikle bu risk faktörlerine sahip bireylerin spor salonlarında uygulanan proğramlar öncesinde mutlaka kalp ve damar hastalıları yönünden kapsamlı tetkik yapılmalıdır. Yani 45’lik veya daha yaşlı hacı murat ile güvenli seyahat etmek istiyorsak, öncesinde mutlaka, motorunu, frenini ve hareket aksamını, suyunu, yağını kontrol ettirmeliyiz. Bozuk ve eski olan parçalarını yenisi ile değistirmeliyiz, aksi taktirde güvenli seyahat etmemiz mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak, insanlar, para ve sosyal statü için yıllarca koşturup sağlıklarını kaybederler ve geri kazanmak için ise bütün kazançlarını feda ederler. Bundan dolayı sağlığımızı kaybetmeden önce, hayatımızın her döneminde düzenli olarak spor yapmaya gayret etmeliyiz. Ancak, düzenli spor yapmayan biriysek, yaşımız 40’ın üzerinde ise, spor salonlarında karaşimşek gibi davranmadan önce hacımuratı bir gözden geçirtmeliyiz. Daha önce düzenli spor yapmamış biri için ise en ideal spor, tempolu yürüyüş ve yüzme olduğunu da unutmamalıyız.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan GÖLBAŞI</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
